Istanbul iki kıtadan oluşuyor ve bu fark, çeşitli açılardan açıkça görülüyor. Asya ve Avrupa kıtaları arasındaki fark; nüfus yoğunluğu, yeşil alanlar, toplu taşıma ve tarihi mekânlarda kendini gösteriyor. Avrupa ve Asya kıtalarının ikisini de keşfetmek, eşsiz ve güzel bir deneyim sunar.
\n\n
Istanbul’da üç gün geçirmek, acele etmeden; geçmişle günümüzün, Avrupa ile Asya’nın karşıt tatlarını keşfetmek için tam yeterli zamanı verir.
\n\n
1. Gün
\n\n
Istanbul’a yapılan neredeyse her yolculuk Sultanahmet’te başlar. Bunun nedeni, konumunun yanı sıra en önemli tarihi yapıların birbirine kısa bir yürüyüş mesafesinde olmasıdır. Istanbul’u anlamak için Sultanahmet’ten başlamak oldukça mantıklıdır.
\n\n
Süleymaniye Camii
\n\n
Bir zamanlar önemli bir kilise olan Ayasofya, daha sonra camiye ve müzeye dönüştürüldü. Ziyaretçilerin ibadet için kullandığı ilk katın yanı sıra, müze bölümü olan ikinci kat turistlere açıktır.
\n\n
Ayasofya’nın iç mekân mimarisi, Bizans mühendisliği ile dini sanatın etkileyici bir birleşimidir. En dikkat çekici özellik, yaklaşık 55 metreye yükselen devasa kubbedir; kubbe, altındaki pencereler sayesinde içeride bir ışık etkisi yaratır. İçeride mermer sütunlar, altın arka planlı Bizans mozaikleri ve büyük İslami hat levhaları bir arada bulunur; bu da yapının hem kilise hem de cami olarak katmanlı tarihini yansıtır.
\n\n
Istanbul E-pass, Ayasofya için giriş bileti dahil ücretsiz rehberli turlar sağlar.
\n\n
Sultanahmet Camii
\n\n
Mavi Camii, Sultan I. Ahmed’in saltanatı sırasında 1609 ile 1616 yılları arasında inşa edildi. “Mavi Camii” denmesinin nedeni, içerideki 17. yüzyıl İznik çinilerinin çoğunlukla mavi renklere sahip olmasıdır. Altı büyük minaresi ve zarif kubbeleriyle dışarıdan da içeriden de etkileyicidir.
\n\n
Yerebatan Sarnıcı
\n

\n\n
Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 6. yüzyılda inşa edilen Yerebatan Sarnıcı, Istanbul’un en büyük yeraltı su rezervuarlarından biridir. Yüzlerce mermer sütunu ve özellikle bazı sütunların altında yer alan ünlü Medusa başlarıyla birlikte gizemli bir havası vardır. Ziyaretçiler, benzersiz tarihini ve etkileyici mimarisini keşfedebilir.
\n\n
Istanbul E-pass ile sarnıç için giriş bileti dahil ücretsiz rehberli tura katılabilirsiniz.
\n\n
Topkapı Sarayı
\n

\n\n
Biraz ileride Topkapı Sarayı yer alır; bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi merkeziydi. Tek bir saray binası gibi değil, Boğaz’a bakan çok sayıda avlu, köşk ve bahçeden oluşan bir bütün halinde uzanır. İçinden geçmek, İmparatorluk Meclisi toplantı salonundan haremin sakin avlularına kadar padişahların nasıl yönettiği ve yaşadığına dair bir his verir.
\n\n
Istanbul E-pass, Topkapı Sarayı için giriş bileti dahil ücretsiz rehberli turlar sağlar.
\n\n
Bu dört tarihi mekânı gezmek gününüzün çoğunu alacaktır. Müzeler genellikle saat 09.00’da açılıp 17.00’de kapanır. 17.00’den önce mutlaka görmek istediğiniz müzeleri ve tarihi mekânları önceliklendirmek önemlidir. Günün geri kalanı alışveriş, Boğaz turu yapmak ya da Haliç’de Dönen Dervişler gibi kültürel bir gösteri izlemekle değerlendirilebilir.
\n\n
Kapalıçarşı
\n

\n\n
Topkapı Sarayı’ndan ayrıldıktan sonra zamanınızı Sultanahmet Meydanı’ndaki dükkânları keşfederek ve bir şeyler atıştırarak geçirebilirsiniz. Gezintiye devam etmek isterseniz Kapalıçarşı’yı da ziyaret edebilirsiniz. Oraya tramvayla ya da yürüyerek gidebilirsiniz.
\n\n
Kapalıçarşı’da 4.000’den fazla dükkân vardır. Satılan ürünler çay, kahve, lokum ve kuruyemişlerle sınırlı değildir. Ayrıca parfüm, halı, avize, altın, gümüş, giyim ve daha birçok türde ürüne rastlayabilirsiniz.
\n\n
Kapalıçarşı 08.30 – 19.00 saatleri arasında açıktır.
\n\n
2. Gün
\n\n
İlk gününüzü Avrupa yakasında geçirdikten sonra ertesi günü Asya yakasında geçirebilirsiniz. Asya yakasına ulaşmak oldukça kolaydır. Feribot, metrobus veya Marmaray ile Asya yakasına geçebilirsiniz. Hava durumuna bağlı olarak ilk tavsiyemiz feribotu kullanmanız olacaktır. Böylece Boğaz turunun keyfini çıkarır ve güzel bir deneyim yaşarsınız.
\n\n
Kadıköy
Istanbul’un Asya yakasındaki Kadıköy, kentin ritmini yakalamanız için yavaşladığı kadar yavaşladığı bir mahalledir. Kadıköy’ün kıyı şeridi boyunca uzanan; hareketli sokaklar, samimi kafeler, tarihi yapılar ve sokak sanatıyla bir karışımdır.
\n\n
Avrupa yakasından Kadıköy’e ulaşmanın en kolay yolu Eminönü veya Karaköy’den feribotla gitmektir. Yolculuk yaklaşık 20–25 dakika sürer ve camilerin ve sarayların silueti de dahil olmak üzere Boğaz’ın muhteşem manzaralarını sunar. Marmaray hattındakiler için tren, denizin altından merkez Istanbul’dan Kadıköy istasyonuna doğrudan bağlanır. Otobüsler ve minibüsler de mevcut ama feribot hâlâ en manzaralı seçenektir.
\n\n
Kadıköy Boğa Heykeli
\n

\n\n
Kadıköy Boğa Heykeli ilk kez 1860’lı yıllarda Paris’te Fransız heykeltıraş Isidore Bonheur tarafından yapıldı. 1870’te Sedan Savaşı’ndan sonra heykel, Fransa ile Almanya arasında güç ve zaferi simgelediği için Fransa’dan Almanya’ya getirildi.
\n\n
1917’de Alman İmparatoru II. Wilhelm, bu eseri bir hediye olarak Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne gönderdi ve Osmanlı topraklarına getirildi. Istanbul’da farklı yerlere taşındıktan sonra Boğa Heykeli 1987’de Kadıköy Boğa Heykeli olarak Kadıköy’de konumlandırıldı. O günden bu yana Kadıköy’ü simgeleyen bir unsur olarak orada sergilenmeye devam ediyor.
\n\n
Bugün heykel yerel halk tarafından buluşma noktası olarak kullanılıyor.
\n\n
Kadıköy Pazarı
\n\n
Önce Kadıköy Pazarını ziyaret edebilirsiniz. Bu sokak, çok sayıda dükkânın farklı ürünler sunduğu, canlı ve renkli bir atmosfere sahip. Bölgede hem geleneksel hem de kültürel olarak çeşitlilik gösteren ürünler satılıyor. Ayrıca yerel lezzetlerin yanı sıra burada farklı mutfaklardan yiyecekler de bulabilirsiniz.
\n\n
Kurukahveci Mehmet Efendi’den taze kavrulmuş ve çekilmiş Türk kahvesi almayı unutmayın.
\n\n
Ciya Sofrası
\n\n
Ciya Sofrası, Kadıköy’de bulunan ve geleneksel Türk yemekleri sunan bir restorandır. Ciya Kebap, 1987 yılında Kadıköy Çarşısı’nın içinde mütevazı bir dükkânda faaliyete başladı. Ana yemekleri kebap, lahmacun ve pide. Çoğu yemeğin etli bir alternatifi ve etsiz alternatif seçeneği vardır.
\n\n
Üsküdar
\n\n
Öğleden sonra erken saatlerde yolculuk kuzeye, Boğaz boyunca Üsküdar’a doğru devam eder. Kadıköy’den metro, otobüs veya taksiyle oraya gitmek yaklaşık 20 dakika sürer.
\n\n
Kıyı şeridi bölgesi camiler, tarihi yapılar ve Boğaz’a bakan çay bahçeleriyle doludur. Buradaki duraklardan biri Kaptanpasa Camii’dir; bölgenin denizcilik geçmişini yansıtan sakin bir tarihi camidir. Istanbul’un büyük imparatorluk camileriyle kıyaslandığında mimarisi daha mütevazıdır, ancak huzurlu avlusu sakin bir an sunar.
\n\n
Kaptan Paşa Camii
\n\n
Üsküdar’da Kaptapasa Caddesi ile Abdi Efendi Caddesi’nin kesişiminde yer alan Kaptan Paşa Camii, ilk kez 1499’da Hamza Fakih Efendi tarafından bir cami olarak inşa edildi. Zamanla cami bakımsız kalarak harap oldu ve 1728-1729’da Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa tarafından günümüzdeki formunda yeniden cami olarak inşa edildi.
\n\n
Cami 1890’da yandı ve aynı yıl Helvacı’nın kızı Serife Nefise Hanım tarafından onarıldı.
\n\n
Maiden’s Tower
\n\n
Maiden’s Tower, Istanbul’un Üsküdar açıklarında, Boğaz’daki küçük bir adacık üzerinde bulunan küçük tarihi bir kuledir. Kule, tarih boyunca deniz feneri, gözetleme kulesi ve gümrük istasyonu gibi farklı amaçlarla kullanılmıştır. Bugün Istanbul’un en ünlü simge yapılarından biridir ve Boğaz ile şehrin manzarasının keyfini çıkarmak isteyen ziyaretçiler için popüler bir mekândır.
\n\n
Istanbul E-pass, Maiden’s Tower için ücretsiz giriş biletleri sağlar.
\n\n
Çamlıca Kulesi
\n\n
Üsküdar merkezine 4 kilometre uzaklıktaki Çamlıca Tepesi, ayaklarınızın dibinde Istanbul’a panoramik bir manzara sunar. Büyük Çamlıca (Buyuk Çamlıca) ve Küçük Çamlıca (Kucuk Camlica) olarak ikiye ayrılan tepe, Istanbul’un tarihinin başlangıcından beri şehrin en popüler noktalarından biri olmuştur. Bunun nedeni, bir seyir ve gözlem terası olarak hizmet vermesidir. Öyle ki İngiliz şair Lord Byron’dan, topraklarımızın en önemli gezginlerinden biri olan Evliya Çelebi’ye kadar pek çok kişinin hayran kaldığı Çamlıca Tepesi, Üsküdar’da hem yerli hem yabancı turistler için en popüler destinasyonlardan biridir. Çamlıca Kulesi de burada görülmesi gereken duraklardan biridir. Deniz seviyesinden 587 metre yükseklikte yer alan kule, her iki yanında panoramik asansörlere sahiptir ve bu asansörler sizi seyir terasına çıkarır.
\n\n
3. Gün
\n\n
Sultanahmet ve Asya Yakası’nda zaman geçirdikten sonra son gününüzü Avrupa yakasında geçirebilirsiniz. Son gününüzde Taksim’i, İstiklal’i ve Beyoğlu semtini görebilirsiniz.
\n\n
Taksim
\n\n
Taksim Meydanı, Istanbul’un Avrupa yakasındaki Beyoğlu semtinde bulunan tarihi ve turistik bir merkezdir; çoğu zaman şehrin kalbi olarak kabul edilir. Meydanda Cumhuriyet Anıtı, Gezi Parkı, Atatürk Kültür Merkezi ve İstiklal Caddesi yer alır. Kafeler, restoranlar, mağazalar ve otellerle çevrili olduğundan, sosyal hayatın canlı bir merkezidir.
\n\n
İstiklal Caddesi
\n\n
İstiklal Caddesi, Istanbul’un en yoğun ve en ünlü caddelerinden biridir; Taksim Meydanı’ndan tarihi Galata Kulesi’nin yakınına kadar uzanır. Bu canlı cadde her zaman kalabalık olduğu için pek çok insan bu sokakla ilgili karışık duygulara sahiptir. Her gün yaklaşık üç milyon kişi yürür; bu da bazen etrafta dolaşmayı zorlaştırabilir. Ancak cadde, gerçekten de Istanbul’un ruhunu yansıtır. Modern zincir mağazalar ve fast-food restoranları artıyor olsa da, bazı geleneksel dükkânlarda eski Istanbul’un izlerini hâlâ görebilirsiniz.
\n\n
Cadde boyunca yürürken bazı satıcılar sizi lokum, çay veya yöresel tatlıları denemeye davet edebilir; ayrıca beğendiğiniz ürünlerde pazarlık yapma şansınız da olabilir. Lokum ve Türk kahvesi gibi geleneksel lezzetleri denemeniz şiddetle önerilir.
\n\n
Caddede gezinirken, şehrin bilinen simgelerinden biri haline gelen nostaljik Taksim–Tunel Nostalgic Tramway’i de fark edeceksiniz. İsterseniz bir bilet alıp caddede kısa bir yolculuğun keyfini çıkarabilirsiniz.
\n\n
Taksim Anatolia Seafood Steak Kebap House
\n\n
Anatolia Seafood Steak Kebap House, İstanbul Beyoğlu’nda popüler restoranlardan biridir; kendine özgü lezzetleri ve zarif atmosferiyle bilinir. Menüsünde taze deniz ürünleri, ustalıkla hazırlanmış et yemekleri ve lezzetli kebaplar yer alır.
\n\n
Aziz İsa Ruh’ların Katedrali
\n\n
Kilise, Kutsal Teslis’e adanmıştır ve Pera bölgesindeki en büyük kilisedir. Abdulaziz ve Abdul Hamid II dönemlerinde inşa edilmiş, açılış töreni 11 Eylül 1880’de yapılmıştır. Yunan Ortodoks cemaatinin inşa ettiği en görkemli kiliselerden biridir.
\n\n
Kilise inşası, mimar Potesaros’un tasarım çizimlerini takip etti ve 1867 ile 1880 yılları arasında 13 yıl sürdü. Yapı kubbeli bir haç bazilikası formundadır.
\n\n
Padua’lı Aziz Anthony Kilisesi
\n\n
Istanbul’da tarih, kültür ve sanat söz konusu olduğunda, İstiklal Caddesi akla gelen ilk yerlerden biridir; çünkü burada birçok önemli yapı bulunur. Bu etkileyici yapılardan biri de tarihi “Kırmızı Kilise” olan Padua’lı Aziz Anthony Kilisesi’dir; Saint Antoine olarak da bilinir.
\n\n
Bugün Padua’lı Aziz Anthony Kilisesi dini faaliyetlerine devam ediyor. Taksim bölgesinde yer alan yapı, Istanbul’un en büyük Katolik kilisesidir ve aynı zamanda şehirdeki en büyük Katolik topluluklara sahip kiliselerden biridir.
\n\n
Son Söz
\n\n
Üç gün boyunca Istanbul’u keşfetmek; tarih, kültür ve modern yaşamın mükemmel bir karışımını sunar. Sultanahmet’in tarihi hazinelerinden Kadıköy’ün hareketli sokaklarına ve Taksim ile İstiklal Caddesi’nin canlı enerjisine kadar, şehrin her köşesi kendi hikâyesini anlatır. Yüzyıllardır ayakta olan mimariye hayran kalmak, geleneksel Türk mutfağının tadını çıkarmak ya da Çamlıca Tepesi’nden panoramik manzaraları izlemek, Istanbul’un benzersiz cazibesini unutmanıza imkân vermez. Avrupa ve Asya etkilerinin karışımı, hareketli çarşılar ve huzurlu sahil şeridiyle bu şehirdeki her an, unutulmaz bir deneyim sunar. Üç gün kısa olabilir; ama Istanbul’un özünü yakalamaya ve daha fazlası için geri dönme isteği bırakmaya yeterlidir.